EFES - SELÇUK
Efesin Tarihçesi
İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti’nin ilk kuruluÅŸu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı TaÅŸ Devri’ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araÅŸtırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleÅŸimleri) ve kalenin bulunduÄŸu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çaÄŸları ve Hittitler’e ait yerleÅŸimler saptanmıştır. Hititler Dönemi’nde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaÅŸamaya baÅŸladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuÅŸtur. Hellenistik ve Roma çaÄŸlarında en görkemli dönemlerini yaÅŸayan Efes, Asya eyaletinin baÅŸkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kiÅŸilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer deÄŸiÅŸtirmiÅŸ ve ilk kez kurulduÄŸu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiÅŸtir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve AydınoÄŸulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye baÅŸlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluÅŸundan sonra Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kiÅŸilik nüfusa sahip turistik bir yerdir.
Efes
Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, İ.Ö. 4.bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır.
DoÄŸu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında baÅŸlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes’in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak geliÅŸmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin baÅŸkenti olmasını saÄŸlamıştır.
Ancak, Efes antik çaÄŸdaki önemini yalnızca büyük bir ticaret merkezi olarak geliÅŸmesini ve baÅŸkent oluÅŸuna borçlu deÄŸildir. Anadolu’nun eski anatanrıça (Kybele) geleneÄŸine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes’de yer alır. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir.
Efes tarihi boyunca birçok kez yer deÄŸiÅŸtirdiÄŸinden kalıntıları geniÅŸ bir alana yayılır. Yaklaşık 8 km²lik bir alana yayılan bu kalıntılar içinde kazı-restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmış, ziyarete açık olan bölümlerdir.
1- Ayasuluk Tepesi (İ.Ö. 3. bine tarihlenen en erken yerleÅŸim ile Bizans Devrine ait, Hıristiyanlık dünyası için büyük önem taşıyan St. Jean Kilisesi),
2- Artemision (İ.Ö. 9-4. yüzyıllara ait önemli bir dini merkez; dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı)
3- Efes (Arkaik-Klasik-Hellenistik-Roma ve Bizans Devri yerleÅŸimi),
4- Selçuk (Selçuklu, Osmanlı Dönemi yerleÅŸimi ve bu yerleÅŸimi barındıran, bugün önemli bir turizm merkezi olan modern kent),
Antik ÇaÄŸda önemli bir uygarlık merkezi olan Efes bugün de yılda ortalama 1,5 milyon kiÅŸinin ziyaret ettiÄŸi önemli bir turizm merkezidir.
Efes’teki ilk arkeolojik kazılar British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında baÅŸlamıştır. Wood’un ünlü Artemis Tapınağını bulmaya yönelik bu çalışmalarına 1904 yılından sonra D.G. Hogarth devam etmiÅŸtir. Bugün de çalışmalarını sürdüren Avusturyalıların Efes’teki kazıları ilk olarak 1895 yılında Otto Benndorf tarafından baÅŸlatılmıştır. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün 1. ve 2. Dünya SavaÅŸları sırasında kesintiye uÄŸrayan çalışmaları 1954 yılından sonra aralıksız devam etmiÅŸtir.
Efes’te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün çalışmalarının yanı sıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de T.C. Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmalarını sürdürmektedir.
100 yıldan fazla bir süredir devam eden bu çalışmalar ile bir yandan Efes tarihine ve Anadolu arkeolojisine yeni boyutlar kazandıran bilimsel sonuçlar elde edilmekte, diÄŸer yandan kazılar sonucu açığa çıkarılan önemli yapı ve anıtlar restore edilerek ayaÄŸa kaldırmakta ve çevreleri ile birlikte düzenlenmektedir.
Efes Müzesi tarafından son yıllarda yapılan kazılar:
1- Çukuriçi HöyüÄŸü: Magnesia kapısının güneybatısında bulunmaktadır. Elde edilen buluntulara göre İ.Ö. 4. bine dek giden prehistorik yerleÅŸim ortaya çıkarılmıştır.
2- Ayasuluk Tepesi Kazıları: Kalenin güneydoÄŸu yamaçlarında sürdürülmektedir. Elde edilen buluntular ışında İ.Ö. 3500 yıllarına inmektedir.
Efes Müzesi
T.C. Kültür Bakanlığı adına Efes’teki arkeolojik araÅŸtırmalardan, düzenleme, kontrol ve koruma çalışmalarından sorumlu olan Efes Müzesi, Efes ve yakın çevresinde bulunan Miken, Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait önemli eserlerin yanı sıra kültürel faaliyetleri ve ziyaretçi kapasitesi ile de Türkiye’nin en önemli müzelerinden biridir.
Efes’teki ilk arkeolojik kazılardan sonra 1929 yılında depo iÅŸlevinde kurulmuÅŸ, 1964 yılında yeni bölümün inÅŸası ile geniÅŸleyen Efes Müzesi sonraki yıllarda sergi deÄŸiÅŸiklikleri ve yeni ekler ile sürekli geliÅŸmiÅŸtir.
Efes Müzesi’nin ağırlıklı olarak bir antik kentin eserlerini sergileyen müze olması nedeniyle kronolojik ve tipolojik bir sergileme yerine eserlerin buluntu yerlerine göre sergilenmeleri tercih edilmiÅŸtir. Buna göre salonlar Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonu, Sikke ve Hazine Bölümü, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemisi Salonu, İmparator Kültleri Salonu olarak düzenlenmiÅŸtir. Bu salonların yanı sıra müze iç ve orta bahçelerinde çeÅŸitli mimari ve heykeltraÅŸlık eserleri bahçe dekoru içinde ve uyumlu olarak sergilenmektedir. İki büyük Artemis heykeli, Eros başı, Yunuslu Eros heykelciÄŸi, Sokrates başı, Efes Müzesi’nin dünyaca tanınmış ünlü eserlerinden bazılarıdır.
Efes Müzesi koleksiyonlarında halen yaklaşık 50.000 eser bulunmaktadır. Bu sayı her yıl sürdürülen arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan veya çevre halkının bağış yoluyla getirdiÄŸi eserler ile artmakta, müze koleksiyonları zenginleÅŸmektedir. Bu eserlerin kısa süre içinde bilim dünyasının ve insanlığın hizmetine sunulması düÅŸüncesiyle Efes Müzesi’nde "Yeni Buluntular Salonu" oluÅŸturulmuÅŸtur. Ancak, bu salon her zaman yeterli gelmemekte, diÄŸer salonlardaki sergilemelerin de yeni buluntular ışığında ve çaÄŸdaÅŸ müzecilik anlayışına uygun olarak yenilenmesi gerekmektedir.
Bu anlayışa uygun olarak Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonunda yapılan yeni düzenlemede buluntu gruplarını birarada sergileyerek konu bütünlüÄŸü oluÅŸturulması amaçlanmıştır. Salonda günlük yaÅŸam konusu içinde her çaÄŸdaki insan için vazgeçilmez gereksinimler olan tıp ve kozmetik aletleri, takıları, ağırlıklar, aydınlanma araçları, müzik ve eÄŸlence buluntuları ve dokuma araçlarından örnekler; ev kültü ve dekorasyonunda kullanılan heykelcikler, imparator ve tanrı heykelleri, büstleri ve mobilyalar sergilenmektedir. Salonun bir bölümünde Efes Yamaç Evler’den "Sokrates Odası" olarak bilinen bir oda fresk, mozaik ve çeÅŸitli mobilyalardan oluÅŸan dekoru içinde foto-mankenler ile düzenlenmiÅŸtir.
Efes Müzesi’nin müze, Efes ve Selçuk içinde yeni düzenlemeler sonucu ziyarete açılan yeni bölümleri;
1- Arasta ve Hamam Bölümü: Müzenin orta bahçesine bitiÅŸik, müze ile bütünlük oluÅŸturan bölümde eski Türk kasabalarında ticaret hayatı ve kaybolmaya yüz tutan çeÅŸitli el sanatları canlı olarak sergilenmektedir. Tarıma baÄŸlı yöresel yaÅŸamda önemli yer tutan tahıl öÄŸütme sistemi (deÄŸirmenler) geliÅŸimi ve farklı tipleri ile; bakırcılık ve gözboncuÄŸu yapımı; Türk çadırlarının sergilendiÄŸi bölüm içinde eski Türk yapısı ve 16. yüzyıla ait Osmanlı hamamı da restore edilerek sergi alanında deÄŸerlendirilmiÅŸtir.
2- Ayasuluk Kitaplığı: Efes Müzesi’nin arka sokağı içindeki eski bir Türk yapısı (14. yüzyıl) müze tarafından restore edilmiÅŸ ve semt halkının günlük gazete veya kitap okuyabileceÄŸi küçük bir kitaplık iÅŸlevi kazandırılmıştır.
3- Görme Engelliler Müzesi: Efes aÅŸağı Agoradaki antik dükkânlardan biri restorasyonu yapılarak görme engelilerin gezebileceÄŸi bir müzeye dönüÅŸtürülmüÅŸtür. İki bölümden oluÅŸan bu müzede kopya ve orijinal eserler sergilenmektedir.
Kültür ve EÄŸitim Faaliyetleri
Efes Müzesi olaÄŸan müzecilik faaliyetlerine paralel olarak ilçe halkına ve arkeoloji çevresine yönelik kültür ve eÄŸitim faaliyetleri de düzenlenmektedir. Bu faaliyetler;
Konferanslar: Ağırlıklı olarak Efes ve çevre arkeolojisi konularının tartışıldığı sürekli konferanslar düzenlenmektedir.
Sergiler: Efes Müzesi içindeki sanat galerisinde resim heykel ve çeÅŸitli el sanatlarından oluÅŸan çaÄŸdaÅŸ sanat eserleri sürekli olarak sergilenmekte, bu ÅŸekilde antik ve çaÄŸdaÅŸ sanat eserleri arasında baÄŸlantı saÄŸlanmakta ve 21. yüzyıla aktarılabilecek bir çaÄŸdaÅŸ sanat eserleri koleksiyonu oluÅŸturulmaktadır.
Seminerler: Efes Müzesi tarafından her yıl eski eserlerin korunması, özellikle çocukların Efes ve eski uygarlıklar konularında eÄŸitimine yönelik seminerler; zaman zaman Kültür Bakanlığı’nca düzenlenen Türkiye müzelerindeki tüm müze uzmanları için eÄŸitim kursları ve kazı sonuçları toplantıları düzenlenmektedir.
Ayrıca Efes örenyerinde sürekli sergiler bulunmaktadır.
Kuretler Caddesi’nde "Baharatçı Dükkanı" sergisi
Aşağı agorada "Antik Kentler Nasıl Kuruldu" sergisi bulunmaktadır.
İsabey Camii
1375 yılında AydınoÄŸullarından İsa Bey tarafından Åžamlı Mimar Ali’ye inÅŸa ettirilmiÅŸ olan cami, Türk sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir.
St. Jean Kilisesi
Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından inÅŸa ettirilmiÅŸtir. Dönemin en büyük yapılarından bir olan, altı kubbeli kilisenin merkezi kısmında, altta, Hz. İsa’nın en sevdiÄŸi havarisi St. Jean’ın mezarı bulunmuÅŸtur. Kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane vardır.
Kale
Ziyarete kapalı olan kale içinde cam ve su sarnıçları vardır.
Artemis Tapınağı
Dünyanın yedi harikasından biridir. Antik dünyanın mermerden inÅŸa edilmiÅŸ ilk tapınağıdır. BüyüklüÄŸü, 105 x 50 m. ve ön cephesi diÄŸer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktür.
Yedi Uyuyanlar
Bizans Döneminde mezar kilisesi haline getirilmiÅŸ olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları maÄŸaradır.
Meryemana
İsa’nın annesi Meryemana, İsa öldükten sonra St. Jean ile birlikte Efes’e gelmiÅŸ ve hayatının son yıllarını burada yaÅŸamıştır.
Magnesia Kapısı ve Doğu Gymnasionu
Efesin çevresindeki sur duvarlarının doÄŸu kapısıdır. Yanında bulunan gymnasion, Roma Çağının okuludur.
Yukarı Agora ve Bazilika
İmparator Augustus tarafından inşa ettirilmiş, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerdir.
Odeion
Zamanında üzeri kapalı olan yapıda Kent Meclisi toplantıları yapılmış ve konserler verilmiÅŸtir. 1.400 kiÅŸilik kapasiteye sahiptir.
Prytaneion
Kentin ölümsüzlüÄŸünü simgeleyen kent ateÅŸinin hiç durmadan yandığı yerdir. Salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri sıralanmıştı. Müzedeki Artemis heykelleri burada bulunmuÅŸ ve daha sonra müzeye getirilmiÅŸtir. Yanındaki yapılar kentin resmi misafirlerine ayrılmıştı.
Domitianus Meydanı
Meydanın güneyinde, teras üzerinde İmparator Domitianus adına Efesliler tarafından yaptırılmış büyük bir tapınak ve altında Efes yazıtlar galerisi vardır. DoÄŸuda Pollio ÇeÅŸmesi ve olasılıkla hastane yapısı, kuzeyinde cadde üzerinde Memnius Anıtı yer alır.
Herakles Kapısı
Roma Çağı sonlarında yaptırılmış olan bu kapı Kuretler Caddesi’ni yaya yolu haline getirmiÅŸtir. Ön cephesinde Kuvvet Tanrısı Herakles kabartmaları dolayısıyla bu ismi almıştır.
Traianus ÇeÅŸmesi
Cadde üzerindeki iki katlı anıtlardan biridir. Ortada duran İmparator Trainus’un heykelinin ayağı altında görülen küre dünyayı simgeler.
Yamaç Evler
Teraslar üzerine inÅŸa edilmiÅŸ olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Evlerin tabanlarında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler vardır.
Hamam ve Umumi Tuvalet
Romalıların en önemli sosyal yapılarındandır. SoÄŸuk, ılık ve sıcak kısımlar vardır. Bizans Çağında tamir görmüÅŸtür. Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.
Hadrianus Tapınağı
İmparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inÅŸa ettirilmiÅŸtir. Korinth düzenlidir ve frizlerinde Efes’in kuruluÅŸ efsanesi iÅŸlenmiÅŸtir.
Oktogon
Kleopatra’nın kız kardeÅŸine ait anıtsal bir mezardır.
Heroon
Efes’in efsanevi kurucusu Androklos adına yaptırılmış bir çeÅŸme yapısıdır. Ön kısmı Bizans Döneminde deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.
Celcus Kütüphanesi
Hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenmiÅŸtir. Kitap ruloları, yapı içerisinde, duvarlardaki niÅŸlerde saklanıyordu. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiÅŸtir.
Agora Güney Kapısı
Kütüphaneden önce, İmparator Augustus zamanında inÅŸa edilmiÅŸtir.
Mermer Cadde
Kütüphane meydanından tiyatroya kadar uzanan caddedir.
Agora
110 x 110 m. boyutlarında ortası açık, çevresi portikler ve dükkanlarla çevrilidir. Kentin ticari ve kültürel merkeziydi.
Büyük Tiyatro
24.000 kiÅŸilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Çok süslü ve üç katlı sahne binası tamamen yıkılmıştır. Oturma basamakları üç bölümlüdür.
Liman Caddesi
Efes kentinin limana baÄŸlantısını saÄŸlıyordu. 600 m. uzunluktaki cadde üzerine kentin Hıristiyanlık Döneminde anıtlar yapılmıştır.
Tiyatro Gymnasionu
Hem okul ve hem de hamam iÅŸlevine sahip büyük yapının avlu kısmı açıktadır. Burada tiyatroya ait mermer parçalar restorasyon amacıyla sıralanmıştır.
Liman Hamamı
Liman Caddesinin sonundaki büyük yapılar grubudur. Bir bölümü kazılmıştır.
Meryem Kilisesi
Hz. Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir.
Saray Yapısı, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasion
Otoparkın doÄŸu kısmında yer alan Bizans sarayı ve caddenin bir bölümü restore edilmiÅŸtir. Stadyum, antik devirde sportif oyunların ve yarışmaların yapıldığı yerdir. Geç Roma Çağında gladyatör oyunları da yapılmıştır. Stadyumun yanındaki gymnasion ise hamam-okul kompleksidir.
PRİENE (Güllübahçe - Söke)
Priene: Aydın ili Güllübahçe beldesi yakınındadır. Priene’de Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı ve araÅŸtırma çalışmaları yürütülmektedir. Varlığı M.Ö. 2. bin yılına kadar uzanan ÅŸehrin ilk kuruluÅŸu hakkındaki bilgilerimiz hâlen varsayımlara dayanmaktadır. Helenistik dönem boyunca ÅŸehir Ptolemaic ve Seleucid Krallıklarının ve Pergamum Krallığı’nın yönetimi altına girdi. M.Ö. 133’de Pergamum Kralı II. Attalus’un ölümünden sonra toprakları kendi isteÄŸiyle Roma’ya eklendi ve böylelikle Priene Roma egemenliÄŸine altına girdi. Bizans döneminde ÅŸehir piskoposluktu. Bulgular İmparatorluÄŸun çöküÅŸüne kadar yerleÅŸimin devam ettiÄŸini kanıtlamaktadır. Bu dönemin sonunda ise, Priene tamamen terk edilmiÅŸtir.
Priene eski ÅŸehir plânlamacılığının en güzel örneÄŸidir. Åžehir, Miletli mimar Hippodamus tarafından geliÅŸtirilen “grid sistemi” ile inÅŸa edilmiÅŸtir. Genellikle 3,5 metre geniÅŸlikte olan ÅŸehrin yan sokakları arazinin eÄŸimli olması sebebiyle merdivenlidir. Resmi ve halka açık diÄŸer binalar çoÄŸunlukla bir bloÄŸun tamamını kapsamaktadır ve ÅŸehir merkezinde yer alır. Bunlar arasında oldukça korunmuÅŸ olarak günümüze kadar gelen Athena Tapınağı (M.Ö. 4. yüzyıl), Tiyatro, Agora, Zeus Olympos Tapınağı, Bouleuterion (M.Ö. 150), 2 Gymnasion ve Demeter kutsal alanı bulunmaktadır. Åžehrin, biri batıda diÄŸer ikisi doÄŸuda olmak üzere üç kapısı vardır. Priene’nin ana giriÅŸ kapısı olan “DoÄŸu Kapısı”, taÅŸlı kaldırımdan yapılmış uzun bir yokuÅŸ yoldan sonra ulaşılabilen Tiyatro sokağının kuzey doÄŸusunda yer alır.
Myus
Bafa Gölü kıyısında, Miletos’un 15 km. doÄŸusunda, AvÅŸar Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Strabon Myus’un Atina kralı Kodros’un oÄŸlu Kydrelos tarafından kurulduÄŸunu bildirilmektedir. Yine Strabon’un anlattığına göre Panionion birliÄŸine dahil kentlerden birisidir. Herodotos, İ.Ö. 499′da Pers donanmasının Myus kenti açıklarına demirlediÄŸini bildirmektedir. Ancak Herodotos Myus’un İ.Ö. 494′teki Lade Deniz Savaşına sadece üç gemi ile katıldığını bildirmektedir. Yapılan kazılarda antik kaynaklarda adı geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen Dionysos tapınağı ortaya çıkarılmıştır. Kent üzerinde bugün Dionysos tapınağına ait parçalar, Arkaik Döneme ait sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntıları görülmektedir.
MİLETUS
Miletus (Milet): Milet, Aydın ili, Söke ilçesi sınırları içerisinde Söke’ye 30 km. uzaklıkta ve Akköy yakınlarındadır.
Milet’te ilk kazılar 1899’da Th. Wiegand tarafından baÅŸlatılmış ve 1938’e kadar devam etmiÅŸtir. İkinci Dünya Savaşından sonra tekrar baÅŸlatılan çalışmalar hâlen kazı ve onarımlarlarla Alman uzmanlar tarafından sürdürülmektedir.
M.Ö. 38’de ÅŸehir, Roma imparatorlarının özel ilgisiyle özerkliÄŸini elde etti. Böylece Milet İyon ÅŸehirleri arasında metropol düzeyine ulaÅŸtı. M.S. 3. yüzyıldan baÅŸlayarak, bu parlak dönem yavaÅŸ yavaÅŸ kötüye gitmeye baÅŸladı. Åžehir, limanlar alüvyonla doldukça, etrafı bataklığa döndükçe ve sıtma tehlikeli boyutlara ulaÅŸtıkça terk edilmeye baÅŸlandı. Bizans döneminde, ÅŸehrin sınırları oldukça daralmıştı ve binalar tiyatronun çevresinde toplanmıştı. Duvarlar yeniden inÅŸa edildi ve bazı binalar restore edildi. M.S. 6. yüzyılda ilerlemek için yapılan çabalar ise uzun sürmedi.
Milet kuruluÅŸunda bir liman kenti olmakla beraber, Büyük Menderes nehrinin getirdiÄŸi alüvyonlarla liman doldurulduÄŸu için bugün denizden içeride bulunmaktadır. Kentte ızgara plân uygulanmış ve yapılar bu plânın öngördüÄŸü biçimde konumlanmışlardır. Kentte bulunan yapılar arasında 15.000 kiÅŸilik kapasitesi olan ve son yıllarda onarılmaya baÅŸlanan Roma çağı yapısı Tiyatro, M.S. 1. yüzyılda inÅŸa edilmiÅŸ Roma Hamamları, ana dini merkez olan Delphinion, Kuzey Agora, M.S. 1. yüzyıla ait Ionik Stoa, Capito hamamları, Gymnasium, 2. yüzyılda inÅŸa edilen Bouleterion, 164×196 m. boyutlarındaki Güney Agora, M.S. 2. yüzyılda yapılan Faustina Hamamı önem kazanır.
DİDYMA (Didim)
Didyma (Didim): Aydın ilinin Söke ilçesi, Yeni Hisar köyü sınırları içerisinde yeralan Didyma, Apollon Tapınağı ile ünlüdür.
Didyma’daki ilk kazılar 1858’de İngilizler tarafından Newton’un baÅŸkanlığında yapılmış. 1905’te Th. Weigand yönetiminde baÅŸlatılan kazılar sistemli temellere dayandırılarak 1937’ye kadar sürdürülmüÅŸtür. Bu dönemde tapınağın büyük bir kısmı ortaya çıkmıştır. Kazı ve araÅŸtırma çalışmaları Alman uzmanlar tarafından hâlen sürdürülmektedir.
Didymaion, Miletus’a baÄŸlı bir kâhinin ikamet yeri ve mabet olarak bilinir. Son kazılardan Didyma’nın sadece bir kâhinin ikametgâhı deÄŸil, aynı zamanda yoÄŸun bir yerleÅŸim yeri olduÄŸu da anlaşılmıştır. Arkaik tapınağın yapımına M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında baÅŸlanıldığına ve yapımının aynı yüzyılın sonlarında tamamlanıldığına inanılır. Helenistik tapınağın yapımına, Büyük İskender’in Perslere karşı elde ettiÄŸi zaferden sonra baÅŸlanılmıştır. Ancak, kalıntılardan bu Helenistik tapınağın yapımının tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Sardis Antik Kenti
Lydia Krallığı’nın baÅŸkenti olan Sardes kenti, M.Ö. 6.yüzyılda Perslerin Lydia Krallığı’na son vermelerinden sonra bir Pers satraplık merkezi haline gelmiÅŸtir. Hellenistik ve Roma Döneminde de önemini koruyan, Bizans Döneminde önemli bir piskoposluk merkezi haline gelen kent, Salihli yakınındaki Sart kasabası ile adını günümüzde de yaÅŸatmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde baÅŸlatılan Sardes kazıları, 1958 yılından bu yana Harvard ve Cornell üniversiteleri ile Amerikan DoÄŸu Bilimleri AraÅŸtırma Enstitüsü’nün ortak kalıtımları ile aralıksız devam etmektedir. Söz konusu kazılarda, kentin deÄŸiÅŸik dönemlerine ait önemli bilgiler veren buluntular ele geçirilmiÅŸtir.
Lydia Krallığı’nın zenginliÄŸinin kaynaklarından biri olarak gösterilen altın madeninin, Sart Çayı (Paktolos) kumlarından çıkarılıp arıtılarak iÅŸlendiÄŸi "Lydia Dönemi altın arıtma ve iÅŸleme atölyeleri", 1968 yılında Kuzey Paktolos bölgesinde ortaya çıkarılmıştır.
Lydia kral mezarlarının bulunduÄŸu "Bintepe" bölgesi, büyüklü küçüklü onlarca tümülüsün bulunduÄŸu alanlardır. Herodotos’un Mısır piramitleri ile mukayese ettiÄŸi bu tümülüsler, antik dönemde de ünlüydü.
Kentin akropolü, yüksek ve dik yamaçlı bir tepe görünümündedir. Burada M.Ö. 6.yüzyıla tarihlenen ve Lydia taÅŸ iÅŸçiliÄŸinin özelliklerini yansıtan sur duvarlarının yanı sıra, Bizans Dönemine ait bir kale kalıntısına da rastlanmıştır. Bu buluntular, akropolün savunma amacıyla uzun süre kullanılmış olduÄŸunu göstermektedir.
TRİPOLİS
Denizli İl merkezinin 40 km. kuzeyindedir. Buldan İlçesi Yenicekent Kasabası’nın doÄŸusunda, Büyük Menderes Nehri ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuÅŸtur. Batıya açılan Büyük Menderes ovası ile hem Ege kıyılarına hem de İç Anadolu ve Akdeniz’e baÄŸlanmaktadır.
Kent güneyindeki Çürüksu Vadisi’nde kurulmuÅŸ olan çaÄŸdaşı Laodikeia’ya 30 km., Hierapolis’e ise 20 km. uzaklıktadır.
Tripolis, Lidya bölgesi içinde, Karya ve Frigya bölgelerine ulaşımı saÄŸlayan, sınır, ticaret ve tarım merkezlerinden birisidir. KuruluÅŸ biçimi ve ÅŸehircilik anlayışı ile yörenin, en zengin kentlerindendir. Tripolis’in, Lidyalılar zamanında kurulduÄŸu tahmin edilmektedir. Lidya, Pers ve Hellenistik dönemlere ait tarihi bilgiler henüz yoktur. Bu devirlerle ilgili kalıntılara da rastlanmamaktadır. Kentin kalıntıları üslup yönünden Roma ve Bizans Dönemi karakteri taşımaktadır. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri İ.S. 1., 2. ve 3. yüzyıllarda yapılmıştır. Plinius’a göre, ÅŸehrin bir diÄŸer adı Apollonia’dır. Sikkelerinde tanrıça Leto’nun, Letoia Phthia oyunlarının ve Menderes Nehri’nin isimleri vardır. Tripolis ve çevresi tarih içinde birçok deprem ve savaÅŸlara sahne olmuÅŸtur. İ.S. 325 yılında Nikea meclisinde hazır bulunan Lidya piskoposları listesinde Tripolis’in adının geçmesi piskoposluk düzeyinde bir ÅŸehir olduÄŸunu göstermektedir.
Tripolis’in Yapıları
Tiyatro
Kent merkezindedir. Grek tiyatrosu gibi araziye uygun olarak Roma tarzında yapılmıştır. Tüm bölümleri harap durumdadır. Yaklaşık 10.000 kiÅŸi alabilecek kapasitededir.
Hamam
Tiyatronun yaklaşık 200 m. batısında yer almaktadır. Sur duvarları dışında bulunmaktadır. Dış duvarları kısmen ayaktadır. Tonoz ve kemerli iç kısımlar yıkılmıştır. Bölümleri ise tespit edilebilmektedir. Kalın duvarlarında büyük niÅŸler mevcuttur.
Şehir Binası
Hamamın yaklaşık 150 m. güneyindedir. Sadece temelleri kalmıştır.
Kale ve Surlar
Tripolis Geç Roma ve Bizans Döneminde sur ve kale ile çevrilmiÅŸtir. EÄŸimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiÅŸtir. Tiyatroya bitiÅŸik devam eden sur, kentin kuzeyindeki en yüksek tepede kule ile birleÅŸir.
Kule, hem savunmaya hem de gelecek düÅŸman tehlikesini gözetlemeye yöneliktir.
Nekropol
Surun, doÄŸu ve güney yamaçlarındadır. Burada kaya mezarları, podyumlu mezarlar ve lahitler görülmektedir.
Alabanda
Aydın İli’nin Çine İlçesi’ne 7 km. uzaklıktaki Araphisar Köyü üzerinde kurulu Karia kentlerinden biridir. Byzantion’lu Stephanos’un bildirdiÄŸine göre ÅŸehire bu ismi kral Kar, oÄŸlu Alabandros’un at yarışı kazanması üzerine vermiÅŸtir. Alabandalıların büyük bir zenginliÄŸe sahip olduÄŸunu, lüks içinde yaÅŸadıklarını ve ÅŸehirdeki bütün kızların harp çaldıklarını Strabon’dan öÄŸreniyoruz. Halil Ethem Bey’in yaptığı kazılarda iki tapınağın temelleri ortaya çıkarılmıştır. Kenteki önemli yapılardan biri bouleuteriondur. Bunun dışında doÄŸuda yoÄŸun ÅŸekilde görülen lahitler nekropolün burada yer aldığını göstermektedir. Bunun dışında su kemeri ve tiyatro görülebilen yapılardandır.
Alinda
Aydın İli’ne baÄŸlı, Çine İlçesi, Karpuzlu Köyü üzerinde yer alan Alinda, önemli Karia kentlerinden biridir. Hekatomnos’un kızı olan Ada, kardeÅŸi Pixodaros tarafından Halikarnassos’tan kovulunca İ.Ö. 340′ta Alinda’ya çekilmiÅŸ ve bu ÅŸehri kendisine baÅŸkent yapmıştır. Alinda’da bugün de ayakta kalan en önemli yapı agoradır. Akropolün güney-batı eteÄŸinde tiyatro yer alır. Akropol’de yalnız planı belli olacak durumda iki adet tapınak temeli yer almaktadır. Karpuzlu’nun evleri arasında Karia tipi lahitler, Alinda nekropolünün ÅŸehrin güney eteÄŸinde yoÄŸunlaÅŸtığının belgesidir.
Amyzon
Aydın İli’ne baÄŸlı Koçarlı İlçesi, Gaffarlar Köyü sınırları içindeki Amyzon, Karia kentlerindendir. Kent tarihi konusunda yalnızca yazıtlardan yararlanıyoruz. III. yüzyılda önce Ptolemaios, sonra Seleukos yandaÅŸlığına geçen Amyzon, İ.Ö. II. yüzyılın sonlarına doÄŸru, Latmos aÅŸağısındaki Herakleia kenti ile bir ikili anlaÅŸma gerçekleÅŸtirdi. III. Antiokhos, İ.Ö. 203′te Amyzon’a gönderdiÄŸi mesajda, kent ayrıcalıklarını onayladığını belirtmiÅŸti; Apollon ve Artemis tapınağına sığınanları koruma altına alma yetkisi de ayrıcalıklar arasındaydı. Kent surları bugün de ayaktadır ve İ.Ö. 300′lerde uygulanan izodomik yöntemle örülmüÅŸtür. Apollon ve Artemis tapınağı, surlar, tonozlu yer altı odaları ve Bizans yapısı, bugün ayakta olan yapılardandır.
Gerga
Aydın İli’ne baÄŸlı, Çine İlçesi DeliktaÅŸ mevkiinde yer alan kent, Alabanda antik kentinin 13 km. kuzeybatısında bulunmaktadır. Kentin tarihinin Arkaik Döneme kadar gittiÄŸini gösteren izler vardır. Halen kent içinde görülen kalıntılar Arkaik Dönem ve Roma Dönemine aittir. Gerga, Karia kültürünü yansıtan önemli bir merkezdir. DaÄŸlar arasında kurulmuÅŸ bir kent olması nedeniyle Karia karakterini korumuÅŸ olan kentlerden biri olarak nitelendirilmektedir. Sur duvarları tipik Karia stilindedir.
Gerga adı kaynaklarda bir kent olarak belirtildiÄŸi gibi yerel bir tanrıya ait olabileceÄŸi de belirtilmektedir. En önemli yapı, halen ayakta olan ve tapınak olarak adlandırılabilecek özelliklere sahip yapıdır. Büyük kesme taÅŸlardan yapılmış, yapının üçgen alınlığında yazı vardır. Yapının hemen altında yere düÅŸmüÅŸ dev heykelin Kybele’ye ait olabileceÄŸi düÅŸünülmektedir. Heykelin zamanımızdan 20-30 yıl önce ayakta olduÄŸu kaynaklardan ve çevre halkından öÄŸrenilmiÅŸtir
İlginizi Çekebilecek Bazı Yazılar

“Efes Selçuk Tarihi yerler hakkında bilgi” konusunda toplam 1 Yorum Var
Üyeliksiz Yorum Bırak



- Bıyıklı Bebek Brunonun bir günü Riva Starr Feat Noze - I Was Drunk
- Türkçe Twitter Uygulaması - Harici uygulama
- FİBA 2010 Türkler Uçuyor Parçası Full Dinle
- Half Life Severlere Müjde! Half Life’ın Filmi Çekilebilir
- Rusların Gözdesi Türk Grup ve Şarkısı Art Niyet -Katyusha
- Türk Yapımı İlk 3D Sinema Filmi Cehennem-Fragmanı
- İnternet Üzerinden Online Alışverişte Nelere Dikkat Etmeli?
- Habertürk ve Microsoft’un desteÄŸiyle Güvenli İnternet Kampanyası
- Yılmaz ÖZDİL - İZMİR FUARI YAZISI
- Diana Vickers-The Boy Who Murdered Love Video Klip izle-Dinle
- Murat Dalkılıç İzmir Marşı Video klip izle-dinle
- Kesha - Take it Off şarkısı video klibi izle-dinle
- inanıyorum ki çok güzel bii filmm ben bu filmi 1 ...
- o senin sorunun linklerin hepsi saÄŸlam ;)
- 404 file(S)diyo bay dahii(admin)
- manyak bir oyun herkese tavsiye ederim
- ya bu oyun HARAİKA XD-))




4 Kasım, 2008 Saat 06:43
ÇOK UZUN YAZI OLDU AMA YAZDIM VE ÇOK ANLAMLI