İzmir’in Buca ilçesini tanıyalım..
Bir Bucalı olarak Semtimin tanıtımını yapmazsam olmazdı

CoÄŸrafi Konum:
İzmir’in 9 kilometre güneydoÄŸusunda kurulmuÅŸ olan Buca, Nif Dağı’nın güney eteklerine yerleÅŸmiÅŸtir.
Yüzölçümü 180 kilometrekare, denizden yüksekliÄŸi 38 metre olup kuzeyinde YeniÅŸehir, kuzeydoÄŸusunda Torbalı, batısında KarabaÄŸlar bulunmaktadır. Yayvan görünüÅŸlü arazi ile çevrelenmiÅŸ olup, çevredeki tepeler, vadiler ve bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir.
Buca düz ve verimli topraklara sahiptir. Tıngırtepe, Zeytintepe, KoÅŸutepesi ve KaracaaÄŸaç gibi tepeleri de vardır. Nif Dağı’ndan doÄŸan Melez Çayı, Åžirinyer’den geçer ve Halkapınar’da denize dökülür.

İklim:
Buca, Akdeniz ikliminin tipik özelliÄŸini taşır. Kışları bol yağış alır, yaz ayları ise sıcak geçer. Yıllık sıcaklık ortalaması 26-27 derecedir.
YerleÅŸim:
Buca, İzmir’in en eski yerleÅŸim yerlerinden biridir. Kırıklar, KaracaaÄŸaç ve Belenbaşı olmak üzere 3 köyü vardır. Bütün yerleÅŸim birimleri ovada kurulmuÅŸ olup, daÄŸlık arazide kurulu köy yoktur. İlçe merkezinde 38 adet mahalle muhtarlığı ve 3 adet köy muhtarlığı bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde KemalpaÅŸa ve Bornova, batısında Konak, güneyinde Menderes, doÄŸusunda da Torbalı İlçesi bulunmaktadır.

Nüfus:
Buca, bugün nüfus artışı yönünden Türkiye’nin en hızlı geliÅŸen ilçeleri arasında yer almaktadır. Son nüfus sayımına göre 1990 yılında 1980 yılına göre %97’lik artış oranı ile metropol düzeyde en hızlı geliÅŸen ilçe olmuÅŸtur. İlçenin göç alma oranı %97’dir. İlçeye göç günümüzde de sürmektedir. 1950’li yıllarda doÄŸudan batıya doÄŸru baÅŸlayan göçler, Buca’yı da etkisi altına almıştır. Ayrıca ilçede Evka, İzkent, Ege-Koop, Buca Koop konutlarının bulunması ve birçok fakültenin kurulması ilçeye göçü son yıllarda daha da hızlandırmıştır. 1990 yılında 203.383 , 1997 yılı itibarıyla 285.250 olan nüfus 2001 yılında 314.638 (resmi olmayan sonuçlara göre)’e ulaÅŸmıştır.
EÄŸitim:
EÄŸitim ve öÄŸretim olarak Buca oldukça zengindir. İlçedeki okuma yazma oranı %99′dur. İlçe nüfusu içindeki okuma yazma bilmeyenlerin oranı ise % 0.12′dir. İlk, orta ve lise düzeyinde eÄŸitim veren 56 okul bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda üniversite düzeyinde büyük geliÅŸmeler gözlenmektedir. İzmir’de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi’ne baÄŸlı EÄŸitim Fakültesi, İktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adalet Yüksek Okulu, Manisa Spor Akademisine baÄŸlı Beden EÄŸitim Bölümü de Buca’da eÄŸitim hizmeti veren okullar arasında yer almaktadır. Bu arada yapımı süren Dokuz Eylül Üniversitesi’nin kampüslerinin tamamlanması ile Buca bir anlamda FAKÜLTELER İLÇESİ olacaktır. Bu arada öÄŸrencilere bilgi takviyesi amacıyla ilçemizde özel dershaneler, sürücü kursları, eÄŸitim öncesi ve sonrası için hizmet veren çok sayıda kreÅŸ, ana okulu vardır.

Sağlık:
İlçede sadece Buca’lılara deÄŸil Tüm İzmir halkına hizmet veren bir SSK Hastanesi 1958 yılından bu yana faaliyetini sürdürmektedir. Buca SSK Hastanesi restorasyon ve bakım çalışmaları nedeniyle yalnız poliklinik hizmeti vermektedir. Ayrıca 1985 yılında faaliyete geçen ve İzmir’in en büyük Huzurevi olan İzmir BüyükÅŸehir Huzurevi ve büyük bir barınma kapasitesi olan Kız YetiÅŸtirme Yurdu ilçemiz sınırları içindedir. Yine hemen her semtte ücretsiz hizmet veren saÄŸlık ocağı, ana çocuk saÄŸlık merkezlerinin yanı sıra pek çok özel klinik, tıp merkezi, doktor muayenehanesi, tıp laboratuarı ve eczane vardır.
İznik Devleti Kralı İoyanis’in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleÅŸim alanından bahsettiÄŸi yerin adının Buca olarak deÄŸiÅŸtiÄŸi, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüÅŸtüÄŸü sanılmaktadır.
Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleÅŸim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaÅŸadığı, yerleÅŸim yeri isminin deÄŸiÅŸerek zamanla Buca olduÄŸu varsayımı da vardır.

Buca adı ilk kez 1688 yılında Fransız KonsolosluÄŸu kayıtlarında görülmüÅŸtür. Bu yılda bir deprem olmuÅŸ, Fransız KonsolosluÄŸu Buca’ya taşınmıştır. M.Ö 1102‘de Eolyalıların ÅŸehri almalarına kadar yerli halkın oldukça rahat bir hayat yaÅŸadığı kabul edilir. M.Ö 727 yılına kadar İyonlarla çekiÅŸen Eolyalılar, bu tarihten sonra ÅŸehri İyonlara bırakmıştır. Bir süre sonra güçlenen Lidyalılar, M.Ö 628 yılında İzmir’i almıştır. Bu tarihlerde İzmir ÅŸehri dağılmış, halk civarda bulunan küçük yerleÅŸim alanlarına geçmeye baÅŸlamıştır. Bu deÄŸiÅŸim, bugün gördüÄŸümüz İzmir dolaylarındaki bir çok yerleÅŸim alanının ilk temellerini atmıştır. Bunlar arasında Buca’yı da sayabiliriz.
Buca’da antik çaÄŸdan bu yana bir yerleÅŸimin olduÄŸu bilinmektedir. 1868 yılında Buca’nın kuzeydoÄŸusunda antik döneme ait büyük bir kadın büstü ortaya çıkarılmış olup, bu büst halen Londra’daki İngiliz Müzesi’nde sergilenmektedir.
Ayrıca Buca ve Kangölü çevresinde Bizans Haçı kabartmaları bulunan sütun baÅŸlıkları, antik “ARTEMİS MABEDİ”ne ait olduÄŸu sanılan mermer yer döÅŸemeleri, Forbes KöÅŸkü çevresinde Bizans sikkeleri, GürçeÅŸme (KançeÅŸme) yolu üzerinde Roma Kalesi kalıntıları da antik çaÄŸda bu yörede geliÅŸmiÅŸ toplumların yaÅŸadığını ortaya koymaktadır.
İyon saldırısı sırasında Buca’ya yönelen halk, Dereköy, Kangölü ve KozaÄŸacı yörelerine yerleÅŸmiÅŸtir. Yakın tarihimizde Buca’nın bir Rum köyü olduÄŸu, aynı dönemde Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaÅŸadığı, Avrupalı iÅŸadamları ile ailelerinin de Buca’da yaÅŸadıkları, bunun beldenin geliÅŸme ve zenginleÅŸmesinde önemli bir etken olduÄŸu belirtilmektedir.
Buca, Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaÅŸadığı, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollanda ÅŸirketleri ile daha çok ticari ve sınai iliÅŸkiler çerçevesinde oluÅŸan Levanten Grubu’nun sayfiye yeri olarak yerleÅŸtiÄŸi bir belde özelliÄŸini yakınçaÄŸ öncesinde taşımaya baÅŸlamıştır.

Buca M.Ö 130’ lara uzanan tarihi, bir çok uygarlığa tanıklığı ile bir kültür ve tarih beldesidir. Zengin doÄŸa ve kültür mirasını, nüfus artışına ve günümüz yaÅŸam biçiminin ortaya çıkardığı tüm etkenlere karşı koruyabilmiÅŸtir.
Bu nedenle bugün Buca’da geçmiÅŸten günümüze kadar gelen bir tarihi görüntü sergilenmektedir. Buca’da yaÅŸam, her ÅŸeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doÄŸa mirası ile iç içe bir yaÅŸam olarak nitelendirilmektedir.
Buca, tarihsel geçmiÅŸi ile bünyesinde çok önemli ve günümüzde de yaÅŸayan eserler barınağıdır. George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont Dr.Aliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı Malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, Su Kemerleri, Buca’da yaÅŸamış ve ölmüÅŸ bir çok ünlü ailelerin mezarları, dar sokakları ve bugün bile birçok mimara ilham kaynağı olan Rum Evleri, ilçeye gelenlerin ilgisini çeken yapıtlardır.
9 Eylül 1922’de İzmir dolayısıyla Buca, Yunanlılardan geri alınınca buradaki Rumlar bölgeyi terk etmiÅŸtir.
1922 yılına kadar Buca’nın nüfusu genellikle İngiliz, Rum ve Hollandalılardan oluÅŸmakta idi.
Buca, Cumhuriyet döneminde çok hızlı bir geliÅŸme göstermiÅŸ ve bu dönemde göçmen kitlelerinin ilçede yerleÅŸimi devam etmiÅŸtir.
Buca’da ilk belediye 1923 yılında İsmail AÄŸa baÅŸkanlığında Erdem Caddesi’nde bugünkü Kız YetiÅŸtirme Yurdu’nun yan tarafındaki binada açılmıştır. 1952 yılında belediye binası dönemin Belediye BaÅŸkanı Asım GümüÅŸtüz tarafından bugüne kadar kullanılan Farkoh KöÅŸkü’ne taşınmıştır. Buca Belediyesi 1981-1989 yılları arasında merkez ilçeye baÄŸlı ÅŸube müdürlükleri tarafından yönetilmiÅŸtir. Buca kurulduÄŸu 1923’ten bu yana 19 belediye baÅŸkanı görmüÅŸ ve en son 27 Mart 1994 yılında Sayın Cemil ÅžEBOY Buca Belediye BaÅŸkanlığı’na seçilmiÅŸtir.2009 Seçimlerinde ise büyük farkla CHPden aday Ercan Tatı Buca belediye baÅŸkanı seçildi..
Buca, 4 temmuz 1987 yılında yürürlüÄŸe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuÅŸtur
M.Ö 138 ile M.S 395 yıllarıonı kapsayan Roma döneminde Åžirinyer’de Yapılan EskiçaÄŸ tarihçilerinin "Akvadük Kemerleri" dedikleri kemerler; Kemer Çayı’nın öte tarafından kente gelen suyun akışını düzenlerdi.iki sıra halinde inÅŸa edilen kemerlerin inÅŸaatında taÅŸ, tuÄŸla ve Roma Harcı kullanılmıştır.
Kızılçullu kemerleri (Åžirinyer Nato altındaki Su Kemerleri) Bizans , Selçuklu ve Osmanlılar döneminde çeÅŸitli kez tamir edilmiÅŸtir.

Kızıl Çullu Yolu
Hıdrellez Günü, Kızılçullu yolu
Beni herkes severdi çocukluÄŸumda
Arabacı yanına oturtur
Kırbacı bana verirdi.
Ben Fitnat Hanımın küçük oÄŸlu,
Zayıf bir kızı severdim.
Gözlerinin içi gülerdi.
Hıdırellez güneÅŸi,
Beraber tırmanmadık mı aÄŸaçlara?
Siz kanatmadınız mı ellerimi ?
Elma çiçekleri.
Necati Cumalı
Baltacı Malikanesi

Demostanis Baltacı, Osmanlı Hamdi Bey’ le çalışmış ve arkeoloji alanında varlık göstermiÅŸ bir kiÅŸidir. Nitekim gerek ana bina gerekse bahçe mimarisinde incelemiÅŸ bir kültürün varlığı bugün dahi hissedilmektedir. Buca’nın en eski yapıtlarından birisidir. 1863′ te Abdülaziz’in İzmir’e geliÅŸinde Buca’da kaldığı yer burasıdır. Söylentilere göre Sultan, Aliotti Bahçesine bakan kapıdan kabul edilmiÅŸ ve adet olduÄŸu üzere, kapı bundan sonra kapatılarak bir daha kullanılmamıştır.
Kesin bilinmemekle birlikte, muhtemel olarak 1890 larda Malikanenin Ispartalıyan adlı İzmirli bir zengin tüccarın mülkiyetine geçtiÄŸi anlaşılmaktadır. 19. yüzyılda Yunan Milli Bankası adına 120.000 kaimeye satın alınmıştır. Daha sonra Venizelos burasını, savaÅŸta ölenlerin çocukları için bir yetimhane yapılmak üzere İzmir Rum Toplumuna bağışlamıştır. 1922′de buradaki yetimler, Amerikan Kızılhaçı tarafından Yunanistan’ a nakledildi. Bu tarihte Türk Devleti’ne geçen malikane Mustafa Kemal PaÅŸa’ya bağışlandı. Fakat PaÅŸa burasının okul yapılması istedi.Nitekim malikane 1930 lu yıllarda bu yana okul olarak kullanılagelmiÅŸtir. Buca Orta Okulu olmuÅŸ, asıl konak yatılı öÄŸrenci yurdu, diÄŸer müÅŸtemilat binaları da müsamere salonu v.s. olarak kullanılmıştır. Dimostanis Baltacı Malikanesi, bugün Buca Lisesi ek binası olarak kullanılmaktadır. Malikane içindeki havuz ve heykeller nostaljik yapısını korumaya devam etmektedir.
De Jongh Malikanesi
Zengin bir villa görümünündeki De Jongh Malikanesi’nin 1800′lü yıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. 20. yüzyıl baÅŸlarında Buca’dan ayrıldığı tahmin edilen De Jongh Ailesi malikaneyi o dönemde bir İtalyan iÅŸadamına satmıştı. KöÅŸk bahçesinin bir süre tenis kulübü olarak kullanıldığı daha sonra çeÅŸitli ilavelerle sanatoryuma dönüÅŸtürüldüÄŸü bilinmektedir. ÇeÅŸitli dönemlerde restorasyondan geçen De Jongh Malikanesi bugün SSK’nın mülkiyetindedir.
Gavrilli Konağı

Mimar Vafiyedis’e ait bir yapıdır. Zemin ve üst katların yüzey dokularının kesin ayrımı, yapıyı dört yüzünde çeviren tuÄŸla friz, pencere üzerindeki yarım daire kemer ve alınlıkları, pencere altlarındaki rozet motifler, tümüyle bu yapıya ait özelliklerdir. Yakın zamana kadar burada Pengelli Ailesi’nin oturduÄŸu bilinmekte birlikte burasının GAvrili ailesine ait olduÄŸu söylenmektedir. Günümüzde Yapı Kredi Bankası misafirhanesi olarak kullanılmaktadır.
Hacı Davut Fargoh KöÅŸkü
Buca eÅŸrafından Davut Farkoh’un konağıdır. Bahçenin arka kısmında hamam ve diÄŸer servisler yer almakta idi.İstanbul konutlarındaki karnıyarık türü ile çaÄŸrışım yapan bir planı vardır.Üçe bölünmüÅŸ cephe üç kemerli ana giriÅŸi ve dış mimarisi Ispartalıyan Konağı ile benzerlik göstermektedir. Fargoh KöÅŸkü uzun yıllar Buca Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılmış Buca Belediyesi’nin 2000 yılı Kasım ayında yeni hizmet binasına taşınmasıyla Davut Fargoh KöÅŸkü, Buca Belediyesi Kültür Sanat Merkezi ve Kütüphane olarak hizmete açılmıştır.
Kız Kulesi

Yakın zamana kadar baÄŸlar ve zeytinlikler içerisinde iken bugün kentleÅŸmiÅŸ alan içinde kalan Levanten Hacı Andoniyadis’e ait kuledir.AÅŸağıda geniÅŸçe bir tabana oturan ve konik bir formda yapılmış olan bu taÅŸ yapının üst kısmına dıştan dolanan bir merdivenle çıkılmakta ve tepede dairesel, minare ÅŸerefesi ÅŸeklindeki teras üzerinde konik bir külah çatı bulunmaktadır. Hacı Andoniyadis öldükten sonra sahipsiz kalan bu kule ev, gençlerin buluÅŸma yeri halini alır. Hafta sonlarında beldenin evlilik çağına gelmiÅŸ kızları kulede, erkekleri ise etrafında toplanmaktaydı. Tarihin akışında kule ev zamanla KIZ KULESİ adını almıştır.
Kızıl Çullu Su Kemerleri
Åžirinyer de ÅŸimdiki nato binasının olduÄŸu yerde (tarihi tam olarak bilinmemektedir.) Kervanların çadır kurduÄŸu bilinmektedir. Eski adı ile Kızılçullu’da Melez çayı üzerinde kurulmuÅŸ olan Kervan köprüsü adını bu kervanlardan almıştır. Günümüzde su kemerleri dışında herhangi bir kalıntısı yoktur. GeçmiÅŸteki adı "Paradiso" ve "Kızılçullu" olan, bugün ise Åžirinyer olarak bilinen mevkiiye İzmir’den ilk girildiÄŸinde, bugün bile ihtiÅŸamla ayakta duran Melez Çayı üzerindeki Su Kemerleri dikkati çekmektedir. Romalılar tarafından inÅŸa edilen ve eski çaÄŸ tarihçilerinin "Akvadük Kemerleri" olarak adlandırdığı bu kemerler, M.Ö 133 ile M.S 395 yıllarını kapsayan Romalılar döneminde İzmir’e gelen suyun akışını düzenlemekteydi. İki sıra halinde Romalılar tarafından inÅŸa edilen bu su kemerlerinin yapımında tonlarca yumurta akı kullanılmıştır. Yapışkan özelliÄŸi çok yüksek olan yumurta akı sayesinde Kızılçullu Su Kemerleri Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerini yaÅŸamalarına karşın halen ayakta durabilmektedir.
Rees Malikanesi

İzmir’in önde gelen Levanten ailelerinden olan Rees ailesinin özelliÄŸi birkaç kuÅŸak boyunca Bucalı olarak tanınmalarıdır. İzmir’deki yaÅŸamları boyunca Buca’da ikamet ettikleri bir süre baÅŸka bir yerde oturdukları,daha sonra Rees Malikanesi’ni inÅŸa ettirip buraya yerleÅŸtikleri bilinmektedir. Rees’lerin atlara meraklı olduÄŸu Buca ile Åžirinyer arasındaki düzlük arazide at yarışları için bir hipodrom yaptırmış olmalarından anlaşılıyor. Ayrıca köÅŸk bahçesinin kuzeyindeki haralar günümüze kadar gelmiÅŸtir.
Buca’da bugün de halen kilise olarak kullanılmakta olan Protestan kilisesinin pencerelerinde ki sanatsal deÄŸer taşıyan renkli cam vitrayların Rees’ler tarafında yaptırılıp kiliseye hibe edildiÄŸi bu vitray kompozisyonlarında yer alan kitabelerde belirtilmiÅŸtir. 1961 yılında Buca Protestan Kilisesinin Buca Belediyesine devri sırasında bu vitraylar Alsancak’taki St. John Evangelist Kilisesine nakil ve monte edilmiÅŸtir. Malikanenin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Stefania Farkoh köÅŸkün, bugün Buca Belediyesi Kültür Merkezi olarak kullanılmakta olan Farkoh konağı ile aynı zamanda ve aynı yüzyıl dönümünden önce yapıldığının bilgisini vermektedir. Rees Malikanesinin mimari karakteri rasyonel ve ağırbaÅŸlı bir ifade taşımaktadır. Gerek dış form gerekse iç mekanlar görkemli, yalın bir geometriye oturtulmuÅŸtur.Detaylar kullanılan malzemenin doÄŸasına uygun ve özeldir. Ana giriÅŸ holünde bulunan ÅŸömineyi çevreleyen seramik kompozisyon bir heykeltıraÅŸ elinden çıkmışçasına sanatsal ifade taşır.

Dünya Savaşı sırasında İzmir Valisi Rahmi Bey zamanında devlet tarafından el konmuÅŸ ve malikane yatılı kız öÄŸretmen okulu olarak kullanılmıştır. SavaÅŸ sonunda sahiplerine iade edilmiÅŸ 1930′lu yılların sonunda Rees’lerin İzmir’den ayrılmaları üzerine istimlak edilerek tekrar eÄŸitim amacına yönelik kullanıma açılmıştır. ÅŸu anda Buca EÄŸitim Fakültesi olarak hizmet vermektedir.
——————————-
Tarihsel İçerik
Ege kıyıları uygarlık tarihinin en eski kentsel yerleÅŸme ve aynı zamanda en hareketli bölgelerinden biri olmuÅŸtur.Roma dan sonra Bizans, Arap ve Selçuklar arasında el deÄŸiÅŸtiren İzmir daha sonra Çaka Beyi, Selçuk Beylikleri, Osmanlılar, bir ara Rodos Åžövalyeleri ve Timur un elinde kalmış, nihayet Haçlı Seferleri, Venedikliler ve Cenevizlilerin etkinliklerini bertaraf eden Osmanlıların elinde 1426 da geçmiÅŸtir.
Antik ÇaÄŸda Buca yöresinde bir yerleÅŸme olduÄŸu hakkında Kararas ın Cadoux ve Iconomos u referans vererek aktardığı bilgiler yer almaktadır.Burada, Buca nın kuzey doÄŸusunda 1868 yılında ortaya çıkarılan ve British Museum a nakledilen Antik döneme ait bir kadın büstünden söz edilmektedir.Büst insan ölçeÄŸinden büyük olup malzeme ve iÅŸçilik kalitesi düÅŸüktür.Yine aynı kaynaklara göre İ.Ö. 630 da İzmir e Lidyalıların saldırısından sonra halk civardaki köylere, bu arada Buca, Dereköy, Kangölü, KozaÄŸacı yörelerine dağılıp yerleÅŸmiÅŸlerdir.

Daha sonraki Bizans döneminde ise Buca nın 5 km doÄŸusunda Lundru ya da Lundruka ÇiftliÄŸi olarak anılan yerde Thriz (MeÅŸe) adında bir köy bulunmaktaydı. Kangölü, KozaÄŸacı civarında tuÄŸla, iÅŸlenmiÅŸ mermer parçaları, kırılmış sütunlar, üzerinde Bizans haçı kabartmaları bulunan sütun baÅŸlıkları, Antik Artemis mabedine ait olduÄŸu sanılan mermer yer döÅŸemeleri, yine Kangölü vadisindeki maÄŸaralarda Bizans dönemine ait mermer masa ve oturma yerleri, insan kemikleri ile dolu testiler, Forbes köÅŸkü civarında Bizans sikkeleri ortaya çıkarılmıştır.(Kararas: ss.15-16, Cadoux: ss. 86-217) İzmir de çıkan Amafya dergisinde Frontier ye ait bir araÅŸtırmaya dayanılarak verilen bilgiye göre de Paradisoda (ÅŸimdiki Åžirinyer) bir köylü tarafından bir metre yüksekliÄŸinde bir Antik mezar taşı bulunmuÅŸtur. (Kararas: s.7) Bunlardan baÅŸka, KançeÅŸme (ÅŸimdiki GürçeÅŸme) yolu üzerindeki Karakapı mevkiindeki Roma kalesi kalıntıları, Buca nın Kangölü yöresinde ve Paradiso nun Batısında, Meles çayı üzerindeki Roma, bunların daha kuzeyindeki Bizans su kemerleri, Antik çaÄŸda bu yörede oldukça geliÅŸmiÅŸ yerleÅŸmeler bulunduÄŸunu ortaya çıkarmıştır.

Buca adının orijini hakkındaki bilgiler ise birer hipotezden öteye gidememektedir. Kararas ın Iconomos tan naklen kaydettiÄŸine göre 1235 te İzdik Devleti (Dukas Vatidis) Kralı İoyanis Lenvon Manastırı sınırlarını tesbit ettirirken KOHİ denen ve Kral yolu yakınında bir yerleÅŸme adı geçmektedir. Iconomos a göre burası sonradan Buca adını alan yerdir. KOHİ eski Yunancada bir kapalı açının iç tarafı, dibi anlamına gelmektedir. Yeni Yunancada KOHİ, GONİA olmuÅŸ, daha sonra BUGİA ve giderek BUCA ya dönüÅŸmüÅŸtür. (Kararas: s. 8, Iconomos: s.8) Aristotalis Foutrier, Le monastre de Lembos isimli arkeolojik incelemesinde ise bu manastıra ait belgeleri incelerken RUZA adında bir köyün sözü geçtiÄŸini, bunu BUCA olabileceÄŸini kaydetmektedir.Bir baÅŸka varsayım da son Bizans döneminde bu yörede büyük toprak sahibi olan VUZA yasa Vuzas isimli kiÅŸinin adının kaynak olabileceÄŸi yolundaki görüÅŸtür. Buca sözcüÄŸü Batı literatüründe deÄŸiÅŸik ÅŸekilde yazılmıştır: BOUDJA, BUDJIA, BOUGIEH, BORJA gibi, Bunlardan ilki en yaygın kullanılmış olanıdır.Buca adı ilk olarak Fransız Konsoloshanesinin deprem dolayısıyla Buca ya nakledildiÄŸi 1688 yılında, Konsoloshane kayıtlarında görülmektedir. (A. Yamandopulos un Anadolu Kronikleri Dergisindeki makaleden, c. 1, s. )
Yakın ÇaÄŸ Öncesi
Edinilen bilgiler Buca nın yakın tarihimizde bir Rum köyü olarak belirdiÄŸini ortaya koymaktır. Rumlarla hemen aynı zamanda görülen Avrupalı iÅŸ adamları ve bunların aileleri de İzmir yöresinde ve bu arada Buca da yerleÅŸmiÅŸler, Buca nın geliÅŸip zenginleÅŸmesine önemli katkılarda bulunmuÅŸlardır. Yakın tarihimizde gayrimüslim nüfusun ve LEVANTEN adıyla anılan kesimin egemen sosyal sınıf halinde etkinlik kazanması Osmanlı yönetiminin ilk dönemlerdeki politikasına uzanır.Fatih Sultan Mehmet iÅŸgal ettiÄŸi bölgelerdeki çeÅŸitli millet ve mezheplere baÄŸlı grupları kendi içlerinde örgütleyerek bir ruhani lidere baÄŸlamakla onlara, kolay karşı konamayacak bir ÅŸeref bahsetmiÅŸ oluyor, böylece kontrolü altına almayı tasarlıyordu. Osmanlı İmparatorluÄŸunun son döneminde, devletin ekonomik ve siyasal politikasında İzmir’ de önemli bir rol oynamıştır.Buca’daki konut mimarisinde önemli yeri bulunan toplum kesimine verilen LEVANTEN adının bu dönemde oluÅŸtuÄŸunu görüyoruz.Fransızca LEVER (doÄŸmak ya da doÄŸu) sözcüÄŸünden üretilen LEVANT, doÄŸu Akdeniz ülkelerine verilen isimdir.

Yakın ÇaÄŸ 17. Yüzyılda güçlenmeye baÅŸlayan sömürgecilik akımı 18.Yüzyıl ortalarından sonra hızlanmıştır. İngiltere ana yurdu, endüstri devriminin baÅŸlamasıyla bir ekonomik ve sosyal bunalım içerisindedir. Kuzey Amerika’daki İngiliz sömürgelerinin bağımsızlık savaşında baÅŸarıya ulaÅŸmaları, Avustralya’nın Napolyon’dan önce davranıp İngiliz egemenliÄŸine geçmesine yol açmıştır. Afrika’nın yer altı ve yerüstü zenginlikleri yaÄŸmalanmaktadır. Böylece yaÅŸamanın güçleÅŸtiÄŸi İngiltere halkı için sömürge ya da yarı sömürge ülkelerine göç ederek orada iÅŸ tutmak, 19. yüzyılda artık bir gelenek haline gelmiÅŸtir. Bir yüzyıl önceki sürgün politikası artık yerini, hükümetlerce desteklenen bir göç politikasına bırakmıştır.Ancak bu göçlerle anavatandan ayrılanlar, baÅŸka toplumlarla karışıp İngiltere’den kopmak ÅŸöyle dursun, aksine, devletin de desteÄŸiyle gittikleri yere İngiltere’yi de götürmekte ve İngiltere İmparatorluÄŸu, üzerinde güneÅŸin batmadığı bir görkeme ulaÅŸmaktadır. (Erpi:Mimarlık Dergisi, Ocak 1975, s. 15 ) İzmir’e gelip iÅŸ tutan ve yerleÅŸen İngiliz, Fransız, Hollandalı, İtalyan ve diÄŸer Levanten ailelerden meydana gelen toplum, Buca’da bir ortak kültür oluÅŸturmuÅŸtur.Bu toplum içerisinde özellikle İngilizlerin Buca’da yoÄŸunlaÅŸtıklarını görüyoruz.Buca’da bir St. Jean Baptist kilisesi yaptırma fikri ilk defa 1805te Bornova’daki Fransiskan rahipleri tarafından ortaya atılmış, 1815′de Buca’da oturan beÅŸ yüz kadar Katolik nüfus için yaptırılan ibadet yeri 1840 ta Roma kilisesi tarafından geliÅŸtirilmiÅŸ ve bir papaz atanmıştır. Bu kilise günümüzde de kullanılmaktadır. Aynı ÅŸekilde, Buca’daki Protestan toplumu tarafından 1838 de kurulan kilise, 1865 te cemaattan toplanan bağışlarla bugünkü hali ile yeniden yapılmıştır. Buca’da 1870 yılında kız ve erkek olmak üzere çeÅŸitli yabancı okulları mevcuttu. Buca tarihinde önemli bir olgu, 1860 yılında İngiliz Aydın Demiryolu (Otoman Railways) Åžirketi tarafından, Türkiye nin ilk iki demiryolu baÄŸlantısından biri olan İzmir-Aydın tren yolunun Buca ya uzatılmasıdır. Parasido (ÅŸimdiki Åžirinyer) den ayrılan bir hat Buca ya baÄŸlanmış, bundan sonra bu ÅŸirketin üst düzey yöneticilerini Buca ya yerleÅŸmesiyle banliyonun yaÅŸantısı daha da canlanmıştır. Tren yoluyla baÄŸlantılı olarak bir baÅŸka geliÅŸmede 1856 Paradiso-Buca arasındaki bir düzlükte, Bornovalı Whittall ve Bucalı Rees ailelerinin öncülüÄŸünde yaptırılan at koÅŸusu alanındaki yarışların, tren yolunun yapımından sonra muntazam olarak baÅŸlatılmasıdır. Atlara meraklı Sultan Abdülaziz Mısır’ a yaptığı geziden dönüÅŸünde İzmir e uÄŸramış ve 24 Nisan 1863 te Buca ya gelerek at yarışlarını seyretmiÅŸtir. Hristiyan toplumun bu dönemdeki etkinliÄŸini gösteren bir olay da Devlet BaÅŸkanının bu gezisinde İzmir de kaldığı üç geceden ikisini Bornova da Charleton Whittall adlı İngiliz ailesinin malikanesinde, birini de Buca da Dimonstanis Baltacı adlı Rum ailesinin malikanesinde geçirmiÅŸ olmasıdır. Buca daha önce deÄŸinildiÄŸi gibi, bir Rum köyü olarak tarih sahnesinde belirmiÅŸ, giderek Levanterler ve özellikle İngilizlerin büyük malikaneler yaptırarak yerleÅŸtikleri bir banliyö niteliÄŸi kazanmıştır. Buca da Müslüman Türklerin Yukarı Mahalle’ de Tıngır Tepe eteklerinde oturdukları bilinmektedir. Hristiyan grupların ise belli bölgelerde yoÄŸunlaÅŸtıklarını söylemek zordur. Bugunkü Atadan Caddesi, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde İstasyon Caddesi olarak bilinmekteydi. Ondan önceki adı ise Kommenler Sokağı iken Buca’nın önce gelen eÅŸrafından Ispartılıyan tarafından KançeÅŸme yoluyla birlikte onartıldıktan sonra Ispartalı Bulvarı ya da sadece Bulvar adını almıştı. AÅŸağı Mahallenin Bulvar üzerinde ve civarında çoÄŸu hacı olan Sakızlı zenginlerin evleri bulunuyordu. Bulvar daha aÅŸağıda ikiye ayrılıyor, solda SoÄŸuksu’ya saÄŸda Işın Sinemasına uzanıyordu. Sinema karşısında Griziyotis’in birahanesi, Forbes’in köÅŸküne doÄŸru da Pagoda isimli çay bahçesi bulunuyordu. Yolun bu kısmı kız ve erkek gençlerin gezinti yeriydi.(Kararas: ss. 112-114) Tam kesin olmamakla beraber bu civarda bir de tiyatro bulunduÄŸu sanılmaktadır. Buca’daki Rum nüfusun belli zamanlarda ve bazı olayların etkisiyle dalga dalga geliÅŸtiÄŸi görülüyor. 1770 ten sonra Mora’daki Orlof isyanından kaçarak Mora’dan ve (baÅŸta Sakız olmak üzere) Ege adalarından Anadolu’ya göçen 60.000 kadar nüfus İzmir yöresindeki köylerde ve bu arada Hacılar ve Buca’da yerleÅŸtirmiÅŸtir. Benzer türde bir ikinci toplu göç olayı 1826-1827 de İbrahim PaÅŸa’nın Mora’ daki isyanı bastırmasını izleyen tarihlerde tekrarlanmıştır. Buca yönetimsel olarak Seydi köy ilçesine baÄŸlı bulunmaktaydı ve bir baÅŸçavuÅŸ kumandasında küçük bir birlik güvenliÄŸi saÄŸlamakla görevliydi. Belediye baÅŸkanı genellikle rum kesimden seçilmiÅŸtir. Belediye BaÅŸkanları, Meclis Üyeleri, Muhtarlar İzmir Valisi tarafından tayin edilirdi. Buca’da tiyatro faaliyetleri yoÄŸundu. Eski Yunan stilindeki Apollo Açıkhava tiyatrosu 1820 lerden itibaren amatör ve profesyonel grupların oyunlarına sahne olmuÅŸtu. İzmir’in aristokrat Rum sosyetesi Buca’daki oyunlara büyük raÄŸbet gösteriyordu. İzmir’de atletik faaliyetler de çok geliÅŸmiÅŸti. Futbol kulüpleri arasında turnuvalar düzenleniyordu. Eski ya da yakınçaÄŸda, az da olsa, Buca’ da bir Türk toplumunun yaÅŸadığı kesindir. 1821 de Yunanlıların baÅŸlattığı, Balkan Ülkelerinin Osmanlı İmparatorluÄŸundan korkma hareketi ile birlikte, bu yöreden Anadolu’ya göçlerin baÅŸladığını biliyoruz.1877-1878 de Bulgarlar tarafından Bulgaristan’daki Türklere karşı giriÅŸilen ÅŸiddet eylemleriyle birlikte bu göçler kitle göçüne dönüÅŸmüÅŸtür. 1912-1913 Balkan savaşında bu hareket daha da hızlanmıştır .Bu dönemlerde Rumeli göçmenlerinden küçük bir grubun Buca’ya gelerek kentin kuzeyindeki Tıngır Tepe eteklerinde yerleÅŸtikleri sanılmaktadır. Daha önce Selânik’in Yaylacık köyünden göçerek Buca’ya yerleÅŸenlerin oluÅŸturduÄŸu Yaylacık Mahallesi bu dönemde geliÅŸiyor. İstiklâl Savaşın’dan sonra “mübadele” anlaÅŸmaları yapılıyor, geride bırakılan mülkler karşılıklı deÄŸerlendiriliyor.1924 te Mustafa Kemal PaÅŸa’ya yakın idarecilerden ve İzmir’ de valilik yapmış Åžark Vilâyetleri Umum MüfettiÅŸi Tahsin (Uzer) Bey’in önerisi benimsenerek bir bölüm mübadil daha Buca’da iskân ediliyor (Kaynak: Sn. Cavide Eronat). Cumhuriyet döneminde 1950 li yıllara kadar Buca eski kentsel yapısını ve ölçeÄŸini korumuÅŸ, AÅŸağı Mahalle daha çok memur, iÅŸ adamı aileleri, Yukarı Mahalle ise genellikle tarımla uÄŸraÅŸan göçmen kesimin yerleÅŸme alanları olarak yaÅŸamını sürdürmüÅŸtür.

Bu dönemde 10.000 nüfuslu bir bucak olan Buca’nın önceki yaÅŸantısını çok az farkla sürdürdüÄŸü söylenebilir. YerleÅŸme gerçek anlamda bir banliyodur. Kentle baÄŸlantısını saÄŸlayan baÅŸlıca ulaşım aracı trendir. Karayolu taşımacılığının deniz ve demiryoluna kıyasla gerek araç gerekse yol kalitesi bakımından geliÅŸmemiÅŸliÄŸi trenin önceliÄŸini büyük ölçüde arttırmaktadır. Günlük tren seferlerinin sayısı altıyı geçmemekte, son tren olan 21.10 treni kaçırılırsa Buca’ya ulaÅŸmak olanaksız denecek derecede güçleÅŸmektedir. Konutlar oldukça iyi durumdadır. Her konutun ayrılmaz parçası olan bahçeler, bakımsız da olsalar, eski havalarını korumaktadır.Toplum, kapalı bir toplumun bütün özelliklerini taşımaktadır. Herkes birbirini tanımakta, dertler, sevinçler paylaşılmaktadır. Mahalle kavramı keskindir. YerleÅŸme alanı istasyon (ÅŸimdiki Atadan ) caddesinin Forbes köÅŸküne dönen kavÅŸağında baÅŸlayıp, yukarıda Tıngırtepe eteklerinde, öte yanda HasanaÄŸa Bahçesinden İstasyon Caddesi’ nin birkaç yapı bloku batısında bitmekte ve bundan sonra baÄŸlar, tarlalar uzayıp gitmektedir. İstasyon Caddesi, İstasyondan yukarıya doÄŸru iki taraflı dükkanlarıyla banliyonun ana çarşısını oluÅŸturmaktadır. Buradaki Üçüncü ÅŸimdiki Umurbey ), Yukarı Mahallede Barff köÅŸkü karşısındaki Birinci İlkokul ilköÄŸretim hizmeti vermektedir. Baltac-Ispartalıyan arazisi üzerindeki Buca Orta Okulu İzmir’in sayılı eÄŸitim kurumlarından biridir. EÄŸitim, ana köÅŸkün batısında, kendine özgü mimariye sahip, ÅŸimdi mevcut olmayan bir ahÅŸap yapı ile bunun daha batısındaki bir taÅŸ binada yapılmakta, ana köÅŸk ise taÅŸralı yatılı öÄŸrenciler için yurt olarak kullanılmaktadır. Ortaokulu bitirenlerin eÄŸitimlerine devam edebilmek için İzmir’in Kız ya da Erkek Liselerine gitmeleri gerekmektedir. Buca çevresindeki baÄŸları, zeytinlikleri ve kırları ile bir çocuk cenneti gibidir. Ayrıca halka açık HasanaÄŸa Bahçesi banliyonun hali vakti yerinde olan orta sınıf ailelerinin park iÅŸlevini görmektedir. 1950′li yıllarda kent hızla büyümeye baÅŸlamıştır. Büyümenin asıl nedeni, bu dönemde baÅŸlayan kırsal bölgelerden kentlere yönelen iç-göç olayıdır. Sonuçta hemen bütün büyük kentlerimizin sorunu olan saÄŸlıksız büyüme olayı Buca’yı da etkilemiÅŸtir. Eskiden Kızılçullu (Åžirinyer) ve Buca, İzmir’den baÄŸ, bahçe, zeytinlik gibi yeÅŸil alanlarla ayrılmış banliyolar olma niteliÄŸini yitirmiÅŸtir. Aydın demiryolundan Buca hattının ayrıldığı, Buca’ya 2.5 metredeki paradiso yerleÅŸmesini de Buca’nın bir uzantısı saymak mümkündür. Burada Buca ve Bornova’dan farklı olarak kentsel karakterde bir yapılaÅŸma görülmez. Küçük bir nüfus, ayrık düzende, dağınık, bahçeli, evlerden oluÅŸan bir yerleÅŸme meydana getirmiÅŸtir. Cumhuriyet döneminde Paradiso’nun adı TürkçeleÅŸtirilerek Kızılçullu yapılmış, yakın dönemde ise tekrar deÄŸiÅŸtirilerek Åžirinyer olmuÅŸtur. Bu yörede Antik dönemden kalma kale ve su kemerleri bulunduÄŸu, bazı arkeolojik eserlere rastlandığı yukarıda da belirtilmiÅŸti. Paradiso’nun yakın çaÄŸda yerleÅŸmeye dönüÅŸmesi 1907′de burada geniÅŸ zeytinliklere sahip olan Kuzinieri ve Vucinas adlı kiÅŸilerin arazilerini mahalle yapımına tahsis etmeleri ile baÅŸlamıştır. Paradiso’daki bahçeli konutlar dışında en önemli yapı, bölgenin güneyinde Meles çayına bakan bir arazide 1912′de Amerikalılar tarafından kurulmuÅŸ olan Amerikan Kolejidir. Türkiye’nin baÅŸbakanlarından Adnan Menderes bu kolejden mezun olmuÅŸtur. Eski adıyla Kızılçullu Amerikan Koleji daha sonra devlete devredilmiÅŸ, bir süre Köy Enstitüsü olarak eÄŸitim vermiÅŸtir. Bugün NATO karargahı olarak kullanılmaktadır. Buca, 4 Temmuz 1987 yılında yürürlüÄŸe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuÅŸtur.

Amerikan Koleji

Åžimdiki adıyla Åžirinyer eski adı Kızılçullu olan bölgenin güneyinde Meles çayına bakan arazide 1912′de Amerikalılar tarafından yaptırılan ve yıllarca Amerikan Erkek Lisesi olarak kullanılan bu okul, İzmirli Levanten ailelerin okuduÄŸu o dönemdeki sayılı okullar arasındaydı. Cumhuriyetin ilanından sonra bu okul Köy Enstitüsü olarak hizmet verdi. 1953 yılı sonlarında da Nato’ya devredilmiÅŸtir. Kolej dikdörtgen planlı olarak zemin dışında iki katlıdır. Ayrıca köÅŸelerdeki dikdörtgen dört bölümlü dışa çıkıntılı kule görünümlü bölümlerin arasına bir de çatı katı yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Bu yapının giriÅŸ kapısı dört katlı dikdörtgen kule ÅŸeklinde olup, dışarıya doÄŸru taşırılmıştır. Kulenin katları arasında enine silmeler bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli giriÅŸ kapısının üzerindeki iki katta ince uzun dikdörtgen pencereler bulunmaktadır. Üzeri balkonla sonuçlanan dördüncü katın üzerine yuvarlak kadranlı bir saat yerleÅŸtirilmiÅŸtir.
Russo KöÅŸkü
Gerek mimari form gerekse cephe plastiÄŸi bakımlarından kendine özgü kiÅŸiliÄŸi olan bir konut. Russo köÅŸkü olarak bilinen konutun asıl sahipleri bilinmemektedir. Buca konutlarının gelenekselleÅŸmiÅŸ mimarisinden farklı, oyuncaklı ifadesi daha geç bir dönemde (XIX yüzyıl sonu XX yüzyıl başı) yapılmış olduÄŸunu gösteriyor. Cephe kompozisyonlarında, malzeme seçimi ve iÅŸçiliÄŸine büyük özen gösterilmiÅŸ.
Buca evlerindeki eski mimari anlayışa ters düÅŸecek ÅŸekilde iÅŸlevsel olmaktan çok biçimsel kaygıyla bir sosyal statü ifadesi olarak ele alınmış. Belli bir akımı yansıtmayan, Baroktan Art Nouveau’ya kadar deÄŸiÅŸik motiflerin bir arada kullanıldığı kendine özgü bir kompozisyonu vardır. Russo KöÅŸkü tarihi dokusu korunarak restore edilmiÅŸtir.
Forbes KöÅŸkü
Buca’daki Levanten malikaneleri arasında en çarpıcı ve görkemli olanıdır. Kentsel dokunun dışında, zamanında çamlık bir koru ile örtülü tepenin üst noktasına yerleÅŸtirilmiÅŸ ve yapı formuyla tepeyi tamamlayan bir taç görünümündedir. İki kata ilaveten sivri çatısıyla yükseltilmiÅŸ ve bir kule biçimindeki köÅŸe bloku yapıya baÅŸka bir deÄŸer katarak, çevresine egemen bir karakter vermektedir.
Forbes KöÅŸkünün baÅŸka bir deÄŸeri de detaylarındaki çok kaliteli malzeme ve iÅŸçiliktir. Gerek taÅŸ gerekse ithal edildiÄŸi anlaşılan ahÅŸap çok özenli detay incelikleri yansıtmaktadır. KöÅŸkün bir baÅŸka özelliÄŸi strüktürel yapısıdır. Yığma taÅŸ duvarlar içine gömülmüÅŸ ahÅŸap karkas sistem, alışılmamış karma bir konstürksiyon düzeni oluÅŸturmaktadır. İzmir’in zaman zaman depremden büyük zararlar gören bir yöre olmasının mimar yada mimarları böyle bir önlem almaya yönelttiÄŸi anlaşılmaktadır.

Yapının gerek planı gerekse formu tamamen kendine özgü bir karakter taşır.Ancak bu karakteri belli bir mimari üsluba baÄŸlamak güçtür. KöÅŸkün 1908 yılında yapıldığı , bir yıl sonra yandığı ve 1910 yılında yeniden yapılarak bugünkü görünümüne ulaÅŸtığı bilinmektedir. Forbes ailesinin antimuan madeni, meyan kökü ihracatı ile zengin olduÄŸu bilinmektedir. Bugün Buca SSK Hastanesi içinde ormanlık tepe üzerinde kalan Forbes Malikanesi’nde Forbes Ailesi’nin İzmir’den ayrılmasından sonra Whittall Ailesi ikamet etmiÅŸtir. Forbes Malikanesi bugün boÅŸ durmaktadır.

Kaynak: Yurdumuzutaniyalim.com



- Bıyıklı Bebek Brunonun bir günü Riva Starr Feat Noze - I Was Drunk
- Türkçe Twitter Uygulaması - Harici uygulama
- FİBA 2010 Türkler Uçuyor Parçası Full Dinle
- Half Life Severlere Müjde! Half Life’ın Filmi Çekilebilir
- Rusların Gözdesi Türk Grup ve Şarkısı Art Niyet -Katyusha
- Türk Yapımı İlk 3D Sinema Filmi Cehennem-Fragmanı
- İnternet Üzerinden Online Alışverişte Nelere Dikkat Etmeli?
- Habertürk ve Microsoft’un desteÄŸiyle Güvenli İnternet Kampanyası
- Yılmaz ÖZDİL - İZMİR FUARI YAZISI
- Diana Vickers-The Boy Who Murdered Love Video Klip izle-Dinle
- Murat Dalkılıç İzmir Marşı Video klip izle-dinle
- Kesha - Take it Off şarkısı video klibi izle-dinle
- o senin sorunun linklerin hepsi saÄŸlam ;)
- 404 file(S)diyo bay dahii(admin)
- manyak bir oyun herkese tavsiye ederim
- ya bu oyun HARAİKA XD-))
- bu şarkıyı çoooooooooooooooook seviyorum bu ...



